badeban
6 Takipçi | 11 Takip
Kategorilerim

Anılar

Kategori Adı Giriniz

Okul

Diğer İçeriklerim (11)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (6)

Anayasa Hukuku

2013-05-14 20:31:00
Anayasa Hukuku |  görsel 1

  Saat 13 dersimiz Anayasa Hukuku, hocamız Kadir Koçdemir. Hukuk denince bir parça ürperiyorum. Kendine has bol bol hukuk terimleri ve o yasanın istisnası şu, bu yasanın istisnası şu diye diye eğilip bükülen bir sürü kural. Bir de sebebi hikmetini bilsek... Özet bilgi verelim derken hiç anlayamadığım sözcük dizinlerini ezberle de hukukçu ol(!) Galiba bu dersi iyi anlamak için hocanın anlattıklarından daha fazlasına ihtiyacım olacak. Bu ders için kütüphanede bir hayli zaman geçirmem gerekecek. Kökünden dalına kadar takip ederek okumazsam öğrenmem mümkün olmuyor. Daha doğrusu ben tatmin olmuyorum. Tatmin noktasına ulaştığım yer o kunuda kafamda hiç soru işareti kalmamacasına, neden, sonuç ilişkilerini kavramış olarak konuyu hazmetmek. Ben ne sınıf geçmek için ders çalışanlardanım, ne notlarımı yüksek tutmak için, ben öğrenmek için çalışanlardanım. Ezberleme yeteneğim de olmadığı için öğrenmeye mahkumum! Kadir hocam da Tayfun hocam gibi, Devleti tanımlamakla başladı işe. Birinci dersin tamamını kavramların işlevlerine ve bir çok kavrama farklı kesimlerin farklı anlamlar yüklediği için anlaşmakta zorluk çektiğimizden bahsetti. Birbirimizi iyi anlamak için kavramlara aynı anlamlar yüklememiz gerektiğini örnekleri ile açıkladı. Kadir hocamın mimiklerinde bir zorlanma algıladım. Sanki kendi bildiği ve inandığı doğrularını bizim algılayabileceğimiz bir kıvama dönüştürme sıkıntısı çekiyordu. Çoğu zaman çocuklarımızın bize sorduğu soruları cevaplarken bu zorluğu yaşarız. Henüz anlayacak yaşta olmadıklarını varsaydığımız konuları, onların anlayabileceği ve bilmeleri gereken kadarını makaslayarak öğretmeye çalışırken çektiğimi... Devamı

Uykusuzluk Çekene Üç Doz Recai

2013-05-11 02:36:00
Uykusuzluk Çekene Üç Doz Recai |  görsel 1

  Altıncı Ders; Genel Vergi Hukuku, hocamız Recai Dönmez. Recai hocamın muntazam bir telafuzu var. Her cümleyi edebi eser yazıyormuşçasına yerinde ve yeterince kullanıyor. En bariz özelliği bu. Bilimin, yazılı iletilme konusunda uzman olduğundan emin oldum fakat canlı ortamda ders sunumu hakkında fazla kafa yormamış gibi. Sınıfın yarısını uyuttu, benim bile iki kere içim geçti. Tamam, açız, yorgunuz en yorgun saatlerin onun dersine denk gelmesi hem bizim adımıza hem de onun adına büyük bir şanssızlık.             Fakat ne olur hocam, az hızlanın da şu iki cümlenizin arasındaki boşlukta, beynim dünyaları dolaşıp nerede olduğunu unutmasın. E- öğrenme partalındaki videoları ve sesli kitapları dinlerken video oynatıcısını hig konumuna getirir, kırk dakikalık dersi, yirmi dakikada dinlerdim. Böylece daha az zamanda daha fazla ders dinleyebiliyordum. Şimdi Recai Hocamı hig konumuna nasıl getireceğim? Aklıma şöyle bir espiri geldi: “Uykusuzluk çekenlere üç ders Recai” Hep düşünmüşümdür: “Şimdi yirmili yaşlarda olsaydım nasıl olurdu?” Diye. Anlaşılan pek fazla fark olmazdı. Şimdi sadece kendi kendime söylediklerimi o zamanlar dışarıya seslice söyleyecek yüzsüzlüğüm olurdu. Delikanlılık pervasızlığı! Üç ders boyunca Recai hocam, maliye bölümünü okumanın bize neler kazandırabileceğini anlattı. İş bulma kurumunun seminerinde zannettim kendimi. “İnsafa gel Ayşe! Hoca sana değil, sınıftaki gençlere anlatıyor.” diyorum ama Ayşe'nin insaf ayarı kaçmış bu gün. Sen misin beni derste uyuklatan? Beynim ha bire kusur arıyor Recai hocada. Ne kadar sakin ve heyecansız! Yahu insan azıcık heyecan, azıcık espiri, azıcık samimiyet katar ses tonuna. Ninni mi söy... Devamı

Devlet Bütçesi

2013-05-11 02:32:00
Devlet Bütçesi |  görsel 1

  2 Ekim Salı Bu gün ilk derse geç kaldım. Üzerimdeki kırgınlık bir türlü geçmiyor. Sesim kısık, sürekli başım dönüyor ve alakasız zamanlarda soğuk terler boşalıyor benden. Ne zaman üşüyeceğim, ne zaman ateşimin yükseldiği belli olmuyor. Her sabah ezanla uyanırken bu sabah uyandığımda saat 7.30'du. Bunda geceleri pirelerle tepişmenin etkisi de az değil. Bazen o kadar bunaltıyorlar ki “Hadi uyuyalım artık, sizin uykunuz gelmedi mi?” diyorum onlara. Bazen beni dinliyorlar, birlikte uyuyoruz ama bazen de yataktan uzaklaşmak zorunda kalıyorum. Sınıfa geldiğimde saat 8.40 idi. On dakika geç kaldım. --Hocam geç kaldım, dedim kapının önünde. --Buyrun, dedi Oğuz hoca. Yerime oturunca önüme bir kağıt koydu. Dersin tanıtımı galiba. Şöyle bir göz attım, ders saatlerini mi değiştirmiş ne. En yakın müsait yere oturdum. Oğuz hocam bu gün takım elbise giymiş. Akıcı bir anlatımı var. Devlet Nedir'in cevabını aradık birlikte. Bu hafta, farklı derslerde hep Devletten bahsedeceğiz anlaşılan. Farklı kuramlardan bahsetti Oğuz hocam. Bu gün öğle yemeği yemeye zamanım yok. Saat 8.30'dan 16'ya kadar ful ders var. İki ders arası en fazla onbeş dakika. Bu zaman da kantinde bir çay içimlik vakit için bile yeterli değil. 1. dersin sonunda bir çay, bir simitle açlığımı körelttim. 2 dersin sonunda kahve makinesinden bir sütlü kahve aldım. Ucuz, hızlı üstelik lezzeti de mükemmel! 3.Dersimiz Devlet Bütçesi 1, hocamız Engin Ataç. Engin hocam bu gün derse mükemmel hazırlanmış. Dersin tanımını, ders kitabını, yardımcı kaynaklarını, dersin amacını, değerlendirme şeklini, öğrencilerin sorumluluk kapsamlarını, dersle ilgili kaynaklık edebilecek internet adreslerini, ve okuma listesi ile haftalara bölü... Devamı

Yemekhane

2013-05-01 03:57:00
Yemekhane |  görsel 1

  Öğleden sonra üç saatten oluşan bir blok dersimiz daha var. MLY 207 A Genel Vergi Hukuku 1 , 5.5 kredilik bir ders. Hocası Prof. Dr. Recai Dönmez. İBF Anfi ve ders B- Anfi- D Yemekhanenin yerini kantindeki kızcağıza sordum. Tarif etti ama anlamadım. Gösterdiği yöne doğru yürüdüm. Herhalde birileri daha gidiyordur, peşlerine takılır giderim. Ben Kanpuste ilerledikçe yollar ikiye üçe ayrılıyor ve hangisine sapacağımı kestiremiyorum. Her yol ağzında yemekhaneyi soracak birilerini gözlüyorum, soruyorum. Tarif ediyorlar, fakat kimsenin tarifi diğerine benzemiyor. Galiba yemekhaneye giden birden çok yol var ve herkes kendi bildiği yolu tarif ediyor. Ben de dolanıp duruyorum o tarifle bu tarif arasında. Yarım saat yürüdükten sonra yemekhaneye varabildim. Günde onbin adım he? Burada, bu hedefi tutturacağım aşikar. Yemekhane, anfiler, kütüphane... Yemekhanenin kapısındaki kuyrukta ikiyüz kişi vardı herhalde. Tam olarak neyi beklediklerini anlayamadım. Ellerinde kartlar vardı. Az kalsın yemek yemekten vazgeçip kantinde simitle idare etmeye karar verecektim. “Bir alt kata inip bakayım, aşağıda ne var?” diye düşünerek alt kata indim. Alt katta yemek servisi yapıyorlardı. Otomatın başındaki kıza, ne şekilde yemek alındığını sordum. --Dışarıdaki büfeden kart alın, dedi. Dışarıdaki büfeye baktım. Üç- beş kişilik bir kuyruk var. Kuyruğa girdim. Sıra bana gelince, --Ben ilk kez yemekhaneye geliyorum. Nasıl olduğunu bana anlatırmısınız? --Öğrenci kimliğin var mı? --Kimliklerimiz haftaya çıkacakmış. --Beyaz kağıdın var mı? Çantamda ssk'ya ve ES kart için belediyeye vereceğim öğrenci belgesini gösterdim. --Bu olur mu? --Fotokopisini çek getir. --Bunu alabilirsiniz, bende bir tane daha var. Çekemem... Devamı

Sınıfım Nerede?

2013-04-19 11:31:00

  Önce dersin görüleceği sınıfı bulmam gerek. Daha sonra kantine iner bir çay içerim. Çayı öyle çok özledim ki, plastik bardakla da olsa bir bardak içmeliyim. MLY201 Kamu Maliyesi 1 , altı kredilik bir ders. Hocası Yard. Doç. Dr. M. Oğuz Aslan dersin hocası. Yunus Emre Kampusü İBF Anfi ve ders B-Anfi-D Okudum okudum içinden çıkamadım. Anfi B'mi Anfi D'mi? Hangisine bakacağım? Danışmaya baktım boş. Güvenlik görevlisinin yanına gittim. Okuryazarlığı olmayan yaşlı nineler gibi, parmağımı son iki cümleye işaret ederek: --Şurayı arıyorum, dedim. Hemen karşıdaymış, gösterdi. Baktım henüz kimse yok, indim kantine. Çayımı içtim, içim kıpır kıpır. Bir an önce hocalarımla tanışmak, nasıl birileri oldukları hakkında tahminlerde bulunmak, daha sonra tahminlerimde haklı olduğumu duyumsayarak sezgi gücümün ne ölçüde geliştiğini test etmek istiyorum. Oğuz hocam saat sekiz buçukta geldi. Ders saatinin sekiz buçuk olarak değiştirildiğini söyledi. --Hocam bu değişiklik daimi mi? --Evet evet, bundan sonra bu derse saat sekiz buçukta başlayacağız. Ders programıma not ettim. Oğuz hoca spor giyimli, otuz yaşını az geçkin gözüken, mütevazi ve öğrencilerinin seviyesine inmeyi tercih eden biri gibi geldi bana. Zaten bilim adamlarının hep mütevazi olduğunu varsayıyorum. Kendilerini çoktan keşfetmiş, kişiliklerini ispat derdi olmayan, ne kadar ilim deryasına dalınsa da pek azını yakalayabildiğini, daha da öğrenilmesi gereken ne çok bilinmezler olduğunu fark eden insanların, başkalarına tepeden baktıkları pek görülmez. Onlar hep kendilerini çoğaltmak derdindedirler. Edindikleri bilgi ve tecrübelerden daha fazla insanın en verimli şekilde faydalanması, bir hocanın, bir bil... Devamı